” SİYASET VE HAMASET “

” SİYASET VE HAMASET “

Siyaset ve Hamaset terimlerinin Türkiye' de hangi anlamlarda ve kulvarlarda kullanıldığı, bu terimleri kullanırken toplum nezdinde neler çağrıştırdığını öncelikle iyi anlamak gerekir.

ABONE OL
9 Haziran 2021 14:47
” SİYASET VE HAMASET “
3

BEĞENDİM

ABONE OL

Siyaset ve Hamaset kelimeleri yazımızın daha ilk cümlesinde geçtiği üzere, kullanıldığı yere ve bağlama göre, değişkenlik gösteren birçok anlama sahiptir.

Siyaset yapmak, karşısında ki kişinin görüşünü değiştirmek amacıyla onu etkilemek için girişilen faaliyetleri ve söylenen sözleri ifade ederken, aynı zamanda ” Hamaset ” yaparak da, muhatabını abartılı bir şekilde boş sözler ve yalanlar ile kandırarak etki altına alıp, kendine inandırma sanatıdır.

Siyaset kelimesinin kökü Arapça ” Siyasa ” dan gelir ve yönetmek, eğitmek, yetiştirmek gibi anlamlar ifade etmektedir. Osmanlı geleneğinde siyaset, bir yandan erdemli bir toplumu idare etme ( Yönetme ) sanatı iken, bir diğer yandan Devlete karşı suç işleyen Kamu Görevlilerini ( Ölümle ) cezalandırarak, kamu düzenini sağlamayı ifade ediyordu.

Hamaset yapmak ise, karşısındaki kişiyi etkileyebilmek amacıyla, bir konuyu abartılı, yalan ve yanlış bir şekilde ifade etmek demektir.

Siyaset, iktidarın kime ait olacağını yada kimin yöneteceğini, alınacak kararların kim veya kimler tarafından alınacağı ile ilgili olduğu için, genel itibari ile özünde toplumsal bir kavramdır.

İktidar ve o iktidarın başında bulunan ” Yöneten-Yönetileni ” etkileyeceği için, bu teori bir yandan zor görünmesi hasebiyle, bunun işbirliği ve ikna yolu ile yapılması gerekmektedir.

Siyasette ilk merhale olarak algı, olgu, ikna, işbirliği ve çeşitli yöntemler kullanılarak hayata geçirilmesi, ilk zamanlarda taraflar arasında çatışma ortamı oluşturabilir.
Bu minvalde siyaseti dört ( 4 ) ana başlık şeklinde ele alacak olursak ;

1- HÜKÜMET OLMA SİYASETİ :
Kolektif olarak karar alma ve uygulama sanatıdır. Siyasi faaliyet, Devlet ile ilgili faaliyetlerin yürütülmesidir. Siyaset, iktidarın meşru biçimi olan ve Devlet otoritesine dayanan, tüm kararları ifade eder.

Siyaset ve Devlet arasında köprü görevi gören ve bu ilişkilerden sorumlu bir takım siyasi aktörler, bazen zıvanadan çıkarak, kişisel ihtiraslarının kurbanı olup, kendi çıkar ve menfaatlerini, Devletin çıkar ve menfaatlerinin önünde tuttukları için, halk nezdinde iki yüzlü ve hain olarak lanse edilirler. Birçok siyasi figür bunu yaparken de kullandıkları en meşhur söz ” Dün dündür, bugün bugündür ” sözü, halen kulaklarımızda çınlamaktadır.

2- KAMUSAL SİYASET :

Siyaseti sınırlı biçimde ele alan bu bakış biçimi, siyasetin kamusal organları ( hükümet, yargı, kolluk kuvvetleri, sosyal güvenlik vb. ) tarafından yürütülen, sorumluluklarla sınırlar. Bu anlamda siyaset, kamu ve sivil toplum üzerine kurulu olup, doğal olarak siyaset bu alanlara nüfus ederek, müdahale etmesi, toplum tarafından sürekli eleştiri konusu olmakla birlikte, yanlış anşılmakta ve değerlendirilmektedir.

3- UZLAŞMA VE MUTABAKAT SİYASET :

Siyasetin aktörleri tarafından bir çatışma çözümü olarak ele alındığında, taraflar arasında ki anlaşmazlık, uyuşmazlık ve yıldırma politikaları, sürekli şiddete başvurmaksızın, çözüme kavuşmuştur.

4- İKTİDAR SİYASET :

Siyaset kıt kaynaklar için mücadele etme yolu olup, bu mücadelesini öyle veya böyle sürdürmelidir. İktidar aktörleri arasında ki ilişkide bir davranış değişikliği ifade ediliyorsa, iktidar hayatın her alanında görülür. ( İşveren- İşçi, Baba- Evlat ) gibi…

Siyaset bir yandan devleti idare etme sanatı, diğer yandan toplumda çatışan ve kutuplaşan kişileri veya menfaatleri uzlaştırma sanatı olduğundan dolayı, siyaset sadece siyasi aktörlerin değil, tüm toplumun ilgisini çekmektedir. Siyaset yapmak toplumun birçok kesimine cazip gelmektedir, çünkü siyasetçiler sürekli iktidar olmayı hedefler. İktidar olmak demek, güç ve prestij kazanmak demek, aynı zamanda da kişiye maddi olarak kazanç getirmekle birlikte, manevi olarak da hava katmaktadır.

Siyaset tam da bu yüzden iktidarı ele geçirmek isteyen kişi veya grupların sürekli olarak ” Hamaset ” metodunu kullanarak ” aldatma, abartı, yalan ve manipülasyon ” yaparak, kirli ve çarpık faaliyetler yürütmektedirler. Günümüz siyasi aktörlerinden bu mecrada mücadele eden birçok kişi için siyaset yapmak çok çekicidir ve aynı zamanda da uyuşturucu misali kanlarına nüfuz etmiştir.

Günümüz konjonktüründe siyaseti ve siyasi aktörleri ele aldığımızda, mevcut siyasi partilerde görev alan birçok siyasi zevatlar, yalan, iftira, riyakarlık ve kısa yoldan köşeyi dönme hayalleri peşinden koştukları için, bunu yaparken de kendi benliklerini de kaybederek,
toplumun midesini bulandıracak bu kirli çarka maalesef dahil olmuşlardır.

Diyarbakır siyasi anlamda yıllardan beri sürekli sahipsiz bırakılmış ve yerel bir takım siyasi aktörler tarafından, kaderine terk edilmiştir. Geçmişten günümüze kadar özellikle Ak Parti hükümetleri döneminde Diyarbakır sürekli taltif edilerek ( BAKANLIK, MKYK ) üyelikleri gibi en kritik görevler esirgenmemiş olup, maalesef bu görevlere layık görülen birçok isim, hizmet anlamında bunun kıymetini bilmemişlerdir.

Diyarbakır siyasi olarak Türkiye’ nin en kritik ve bu minvalde en fazla politize olmuş şehri olup, siyasi analiz ve bakış açısı da bir başkadır.

Diyarbakır’ da yaşanan bir olay ile yukarıda zikrettiğim konu ile alakalı örnekleme verecek olursak, dönemin geçmiş Valilerinden birisi birgün ” Kömürcüler Çarşısına ” gitmek ister ve tanınmamak için de yanında bir polis koruması ile giderek, rastgele bir dükkana selam verir. Dükkanın küçük yaşta ki çırağı tabiri caiz ise tebdili kıyafet ve korumasız gelen Valiyi hemen tanıyarak, hoş geldiniz sayın Valim diyerek, oturması için kürsü getirir. Bunun akabinde Vali bey dükkanın çırağına nasılsın, işler nasıl diye sorar ve sohbet devam eder, bu arada Vali bey madem beni tanıdın benden bir isteğin varmı diye sohbete devam ederken, o kuytu köşede ki kömürcü çırağı, sayın Valim sizden isteğim Şanlıurfa’ ya kadar gelen ” OTOBAN ” Diyarbakır’ a uzatılsa ve bu insanlarda faydalansa iyi olur, bununla birlikte şehir içine ” RAYLI SİSTEM ” yapılsa ve trafik rahatlasa memnun olurum diyerek, cevap verir. Bunun üzerine dönemin Valisi çayını içtikten sonra şok geçirircesine teşekkür ederek hatır isteyip, dükkanı terk ettikten sonra, bu olayı başta koruma polisine ve çevresinde ki herkese anlatarak, şaşkınlığını gizleyememiştir.

Dönemin Valisinin bu yaşamış olduğu ve şok geçirdiği olayda ki asıl ana tema, kömürcü çırağının Vali beyden işsiz olmasına rağmen herhangi bir kamu kurumundan kendisine iş talep etmemesi ve yaşamış olduğu şehir olan Diyarbakır ile ilgili toplumun yararına olacak olan hizmet talebi, Vali beyi derinden etkilemiştir. İşte yukarıda anlatmak istediğim Diyarbakır’ ın siyasi anlamda politize olmuş bir şehir olması ve yaşayan halkın olayları en iyi şekilde analiz etme yeteneğinin, en bariz örneğidir.

Diyarbakır’ da siyaset ile hemhal olanlara açık bir şekilde sormaktayım ?

Kamuoyu sizi yakından takip etmekte ve aranızda sürekli olarak bir anlaşamamazlık konusu cereyan etmekte olup, bu gerginlik de topluma, negatif olarak yansımaktadır.

  • Siyasi arenada anlaşamadığınız veya mutabık olamadığınız konu ne?
  • Her birinizi görevlendiren ve yetki veren Sn: Recep Tayyip ERDOĞAN değil mi ?
  • Bu halk seçimlerde size kendi aranızda sürekli dadaşmanız ve kaos yaratmanız için mi oy verdi?

Sonuç itibariyle Diyarbakır günümüzde siyasi olarak ” HEY HAT- HEY HAT ” naraları ile inlemekte olup, siyasi aktörlerin bu gaflet ve delalet uykusundan ivedi olarak uyanması, Diyarbakır’ ın geleceği için elzemdir.

HAMASET YAPMAYI BIRAKIN, HİZMETE VE HALKIN SORUNLARINA YÖNELİN.

BU GEMİDE HERKES VAR, GEMİ BATARSA HERKES BATAR…

BAŞKA BİR TÜRKİYE VE BAŞKA BİR DİYARBAKIR YOK.

YAZIK HEMDE ÇOK YAZIK..!

Selam ve dua…

Muhammed BEYBUR

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP