
Yeşil Yıldız Bağımlılıklarla Mücadele Derneği Başkanı Yahya ÖGER 8 Mart Kadınlar günü münasebetiyle çeşitli başlıklar altında bir yazı yayınladı. Öger yayınladığı yazıda şunlara yer verdi:
Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet ve Bağımlılık İlişkisi
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, kadına yönelik şiddet toplumsal bir yara olarak derinleşiyor: Kadınların %56'sı fiziksel, %42'si psikolojik, %38,3'ü ise cinsel şiddete maruz kalıyor.
· Şiddete uğrayan kadınların %39,5'i bu şiddeti eşi veya birlikte olduğu kişiden görüyor.
· Ekonomik şiddet büyük ölçüde aile üyelerinden (%66,5), ısrarlı takip ve dijital şiddet ise çoğunlukla yabancılardan (%39,6 ve %62,3) kaynaklanıyor.

Derneğimizin uzun süredir üzerinde çalıştığı bağımlılık ve şiddet ilişkisi ise tabloyu daha da vahim hale getiriyor. Alkol, madde ve kumar bağımlılıkları, şiddetin görünmeyen ama en güçlü tetikleyicileri olarak öne çıkıyor:
· Ağır alkol kullanan erkeklerin partnerlerine şiddet uygulama olasılığı 4-6 kat artıyor.
· Madde kullanan erkeklerde şiddet riski 2-3 kat yükseliyor.
· Kumar bağımlılığı, aile içi şiddet oranını %30-50 oranında artırabiliyor.
Kadın Cinayetleri ve "Özgür İrade" Karşıtlığı
Kadın cinayetleri, kadınların kendi hayatları hakkında karar alma iradelerini hedef alan birer infazdır. Veriler, bu gerçeği açıkça ortaya koyuyor:
· 2024'te 394 kadın öldürüldü, 259 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetti.
· 2025'te en az 297 kadın cinayeti işlendi, 94 kadın şüpheli şekilde öldü.
· 2026 yılı Şubat ayında ise 23 kadın öldürüldü, 29 kadın şüpheli şekilde hayatını kaybetti.

Cinayetlerin motivasyonu, kadınların özgür iradelerini kullanmalarıdır:
· 2024'te öldürülen kadınların 111'i boşanmak veya barışmayı reddetmek nedeniyle katledildi.
· 2025'te 59 kadın boşandığı erkek, 30 kadın ise ayrılmak istediği erkek tarafından öldürüldü.
Kadınlar en çok kendi evlerinde, ateşli silahlarla ve tanıdıkları erkekler tarafından katlediliyor.
Küresel Perspektif: Egemen Güçlerin Kadın ve Çocuk Karşıtı Politikaları
Yeşil Yıldız Derneği olarak 8 Mart vesilesiyle bir kez daha haykırıyoruz: Kadına yönelik şiddet yalnızca bireysel bir vaka değil, egemen güçlerin ve Siyonist düşüncenin fikir babalığını yaptığı küresel sömürü düzeninin bir sonucudur. Bu düzen, Gazze'de bombalarla, Epstein'ın adasında istismarla, Minab'da ise bir okulu hedef alarak kadınları ve kız çocuklarını yok etmektedir.
Gazze: Dünyaca ünlü tıp dergisi The Lancet'in araştırmasına göre, 7 Ekim 2023'ten bu yana 75 binden fazla insan öldürüldü, bunların 42 binden fazlasını kadınlar, çocuklar ve yaşlılar oluşturuyor. Bu, savaşın en savunmasızları hedef alan yüzüdür.
· Jeffrey Epstein Dosyası: ABD Adalet Bakanlığı'nın Ocak 2026'da yayımladığı 3 milyon sayfalık belge, Epstein'ın adasında sistematik olarak yüzlerce kadın ve kız çocuğunun istismar edildiğini belgelerle ortaya koydu. Bu skandal, küresel güç sahiplerinin dokunulmazlığının ve istismarının en somut örneğidir. Bu zihniyet, tıpkı Siyonist politikalarda olduğu gibi, kadın bedenini ve çocukların geleceğini bir sömürü nesnesi olarak görmektedir.
· Minab, İran: Mart 2026'da bir kız okuluna düzenlenen saldırıda can kaybı 185'e ulaştı. Şu ana kadar kimliği tespit edilen 165 kişiden 139'u ilkokul çağındaki kız öğrencilerdi. Sınıflarında, okul sıralarında katledilen bu çocuklar, savaşın ve nefretin en masum kurbanlarıdır.
Kadın Derneklerine ve Tüm Sivil Topluma Çağrı
Yeşil Yıldız Bağımlılıklarla Mücadele Derneği olarak, tüm kadın derneklerini ve sivil toplum kuruluşlarını dayanışmaya davet ediyoruz:
Bireysel şiddete karşı dururken, bu şiddeti meşrulaştıran ve küresel ölçekte kadınları hedef alan kapitalist ve Siyonist düşünceye karşı da aynı hassasiyeti göstermeliyiz. Epstein dosyasında olduğu gibi sistematik istismara, Gazze'de olduğu gibi soykırıma, Minab'ta olduğu gibi çocuk katliamlarına karşı sessiz kalamayız. Kadın mücadelesi, tüm bu zulüm zincirlerine karşı topyekûn bir direniştir.
Yeşil Yıldız Derneği'nin Çözüm Önerileri
· Erken Müdahale: Aile hekimlikleri bünyesinde psikososyal danışma merkezleri kurulmalı. Bağımlılık ve şiddet riskinin yüksek olduğu bölgelerde erken müdahale programları başlatılmalı.
· Erişilebilir Destek: Kadınların ve bağımlı bireylerin kolayca ulaşabileceği kamusal danışma ve rehabilitasyon merkezleri oluşturulmalı.
· Dijital Düzenleme: Dijital platformlarda kumar ve bahis bağımlılığına karşı yasal düzenlemeler güçlendirilmeli.
· Farkındalık: Bağımlılığın bir erkeklik sorunu değil, bir halk sağlığı sorunu olduğu bilinci topluma kazandırılmalı.
"Kadınların güven içinde yaşayabildiği, bağımlılıkların yıkıcı etkilerinden korunabildiği bir toplum için mücadelemizi sürdüreceğiz. 8 Mart, adalet, eşitlik ve yaşam hakkı mücadelesinin günüdür. Ne Epstein'ın adasında, ne Gazze'de, ne de evinde hiçbir kadın ve kız çocuğu yalnız değildir. "



