Eski çağlarda kuyu görevi gören ve zamanla üzeri kapatılan sarnıcın turizm açısından görsel bir şölen oluşturulabileceğine değinen Yatkın, “Su sarnıcının içinde iki tane pencere vardır. Yeryüzüne doğru bakan bu 2 tane pencerenin üzerini kapatan taşların kaldırılıp üzeri kırılmaz camla kapatılıp, ışıklandırma yapılırsa Ulu Cami için güzel bir görünüm olur ve turistler içinde güzel bir ambiyans oluşmuş olur” dedi.
Kesin olarak ne zaman yapıldığının bilinmediğini aktaran Yatkın, “Roma döneminde yapıldığı tahmin ediliyor. Zaten cami 3 bin 400 yıllık bir geçmişi vardır ve bu sarnıcında en az o kadar bir geçmişinin olduğunu düşünüyoruz. Halen kullanılıyor, halen faaldir” şeklinde konuştu.
2017 yılında gerekli izinleri aldıktan sonra sarnıcın içerisine girdiğini dile getiren Yatkın, “Ulu cami kitabımı hazırladığım zaman oraya girdim. Suyu gördüm, ölçümünü yaptım. Su kaynağı nereden geliyor onun tespitini yaptım. Su sarnıcının iki penceresinin tam altında 100 santim genişliğinde iki tane kuyu vardır. Bu kuyulara su doluyordu ve insanlar testiler yardımıyla bu kuyulardan su çekiyordu” dedi. Yatkın, bu su sarnıcının Diyarbakır’ın ve Ulu Cami’nin tanıtımına katkı sağlayabileceğini söyledi.

Diyarbakır Ulu Cami’de Roma dönemine ait olduğu düşünülen yer altı su sarnıcı günümüzde halen aktif olarak kullanılıyor.









