TARİHÎ YAPI ÇEHRESİ ve BİZ!..

TARİHÎ YAPI ÇEHRESİ ve BİZ!..

Gazeteci değiliz, bu meslek kendi bünyesinde yetenekli olmayı gerektirir. Yıllarca köşe verildiyse yazmaya çalışmamız, gazeteci oluşumuz sebebiyle değildi. Bir çok zaman, gazetelerden gelen teklifler de olmadı değil.

ABONE OL
26 Mayıs 2021 15:24
TARİHÎ YAPI ÇEHRESİ ve BİZ!..
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Şehir ilgimiz ve konuyla ilgili merakımız, daima Şehir Araştırmaları Merkezi ile sınırlı. Konuya bu şekilde yaklaşımımız olmuştur.

Tespitlerimiz afakî ise, doğru değilse özür dilemesini de biliriz, nitekim. Bizim, kimseyi ya da kimseleri zan altında bırakma gibi istidadımız, yeteneğimiz yok.

Herkesin araştırmacı- yazar olduğu ortamda bazen biz sanal ortamda dahi rahat değiliz. Onlarca şehri kendimize dert edinmemiz, şehre dair ilgimizdendir.

….

Fincancı katırlarını ürkütme, kahve fincanlarının bu sebeple kırılmasına sebep gösterilme suçuna muhattap olmanın, insanın aklî melekelere mâlik olmadığının işareti.

ŞEHİR konusunda kimseden elimize su dökme talebimiz olmadı. Çünkü elimiz kirliliği kabul etmez.

İnsanız, nihayetinde. Birisinin karşımızda elleri önünde bağlı olmasını da ahlâkî bulmayız. O kimse de insandır, ayakta durmasına gönlümüz razı olmaz.

“Bulunmaz Hind Kumaşı” meselesini bilmeyen ya da bilmeyenler, Büyük Krallık Tapkını ya da Sapkını olmaya devam etsin.

Elleri kesilmeyen ya da ellerinin kesilmesini reddedenler, tezgâhlarını kapatmış veya kırmıştır, yok etmiştir.

Hind Kumaşı varsa, Büyük Krallık için bu tehlikedir.

Ne derecede alakalı, bilmeyiz. Hind Kumaşı’nın neden piyasada karaborsaya düştüğünü bilmeyenler, üzerlerindekilerin Çin’den nasıl geldiğini anlamaz. Bilmeliler ki bir zamanlar bu şehirden ipek tezgâhları yüzlerceydi.

Zeytinyağı yerine nebatî olanı, pamuklu ya da yünlü kumaş yerine sentetiği türkülerde övenler, kalp krizinden mi kanser illetinden mi, kırıp geçirmedi milleti?

Biliyoruz, eleştirenler hep söyler: Ne dediğinizi bazen anlamıyoruz.

Haklılık payı vardır, elbette bize dostça uyarıda bulunanların.

TARİHÎ bir yapının bahçesinde betondan ve briketten ya da tuğladan yeni bir yapı olabilir mi?

Gazetelere ya da televizyonlara baktım.

Gören olmamış ya da haber veren yok imiş.

Yapı gündüz kondurulmuş. İhtimal ki Camiî müştemilatını tamamlama amaçlı…

Camiî bir külliye.

Medresesi var.

Tekkesi mevcut.

Hanefî ve Şafî olmak üzere iki farklı Camiî…

Geniş bir avlusu var.

Önünde haziresi mevcut.

Avlusu dört bir yana açılan kapılara sahip.

Avlu ortasında şadırvanı mevcut.

Helâlar, ibadet bölümünden uzak, medreseye yakın.

Bu çapta bir külliye için korsan yapıya ne gerek var?

Gecekondu da olsa gündüzkondu da olsa yıkılmalı.

Kur’an Kursu amaçlı ise Şafî Cami yüz yıla varan süre içinde kapalı.

Tekke kurs için elverişli ve tek parça.

Medrese yüz talebeye uygun.

Bakın, biz “Kur’an Kursu” diye recm edilmeyelim…

Evlad û a’yal var.

….

Camiî içinde bir zaman çalınan çiniler olmuş, oldukça çokça.

Patates baskı maharetiyle gözlerden bu çirkinlik, ustalıkla saklanmak istenmiş…

Elbette yazımızın konusu, bu değil.

Bir ibadethaneden çini çalanlar, yurt dışına kaçırmış muhtemelen.

Her bir çini parçası oldukça önemli.

Bunların takibi yapıldı mı?

Bilmiyoruz.

Müzayedeler’de açık artırmaya çıkarıldı mı?

Sual edersek cevap, askıda kalır, muhtemelen.

….

Cami etrafında küme küme yeni yapılar, TARİHÎ ESERE yakışıyor mu?

Yapılan bu yeni yapılar, TARİHÎ eserin ruhuna uygun mudur?

Bunun cevabı verilmeli.

Canı isteyen bizim tespitimizi gölgelemek için göz boyama gecekonduyu bahane ederek, bizi yerin dibine geçirebilir.

Bu önemli konumu ile müştemilatı tahrip olmamış, yok edilmemiş tarihî yapının üç bir yanını santimi bile değerlendirerek ticarî amaçla değerlendirenler vicdanen ne kadar huzurlu ve mutlu?

Bu yapının en azından bir karesini sunalım.

İlgili, alakalı ve dahi bilgili olanlar ne der?

Kendisini “Hind Kumaşı” bilen bizi keten bezi muamelesine tabiî tutsun.

Meselemiz, bu değil.

Bu çağda bu manzara ne denli şık!..

Madem gecekonduyu cami avlusuna kondurursun, bazalt taş mı yok!..

Cami etrafını çevreleyen gündüzkondular, cami önünde na- mevcut.

Niçin na-mevcut?

Çünkü camı, ana cadde üzeri.

Gazetecilerimiz bu konuda ne yazar?

Etkili ve yetkililer ne der?

Biz, üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirelim.

Hangi şehirde bu manzara?

Tespitimiz, onlarca fotoğrafla mevcut. Yapı yerinde.

Bir çok şehirde aynı manzaralar yok mu?
Vardır da görmemezlikten gelme, bizde bir sanattır Efendim.

Bu konuda ustayız, ve’s-Selam!..

Gördüklerimizin inkârı olmamalı, bu fotoğraf karesi.

Kareye iyi bakınız.

Tüm mesele bu, aslında.

Bu külliyeyi inşâ eden zatın, vasiyetnamesi var mıdır?

Bu külliye vakıf mıdır?

Vakfında vakfedilene müdahale için bir şeyler yazılı mı?

Mübarek Ramazan Günü…

Ali Paşa’yı rahmetle anıyoruz.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP