DOLAR 18,6367 0.01%
EURO 19,7029 0.53%
ALTIN 1.072,030,13
BIST %
BITCOIN 3211442,50%
Diyarbakır
12°

AÇIK

06:35

İMSAK'A KALAN SÜRE

Atilla Kaymaz

Atilla Kaymaz

05 Haziran 2021 Cumartesi

ERDEMİN IŞIĞINDA İNSAN

ERDEMİN IŞIĞINDA İNSAN
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İdeal devlet, erdemli yaşamın sonucudur, dolayısıyla mutlu bir tarih sahnesinin nedenidir. Oysa bunun gerçekleştiricisi olan insanı her şeyden önce anlamak gerek. Çünkü tarihin asli unsuru insandır. İnsan tarihin hem kaynağı hem de hedefidir. Tarihte devlet modellemelerinin anlaşılabilmesi için insanın çok iyi tanınması gerek. İnsan sınırlı bir güce sahiptir. İnsan maddi ve manevi yönü bulunan dualist bir varlıktır.  Akıl sahibi insan manevi anlamda gerçek saadetin peşindeyken maddi anlamda servet şöhret ve şehveti duyguların tesiri altındadır. İnsan belli bir toplum içinde yaşamaya mecbur olduğu için gerçek mutluluğa da yine bu toplumsal düzen içerisinde ulaşması mümkündür. İnsanın gerçek mutluluğa ulaşmasını sağlayan düzen erdemli olmaktan geçmektedir. İnsanların temel hedefi gerçek mutluluğu yakalamaktır ve tüm yaşamları bu hedefleri doğrultusunda şekillenir. Bunun için siyaset müessesesi oluşturulmuştur. Siyaset ilminin ilk hedefi de gerçek mutluluğa ulaşmaktır. Bu mutluluk ölüm sonrası gerçekleşecekse siyaset sadece insanın hayatını düzenlemez aynı zaman da dini hayatını da şekillendirir. Siyaset; bilimdir, sanattır ve bilgeliktir. İnsan siyasi bir varlıktır. Tek başına yaşayamaz. Siyaset bilimi, bilgelik ve sanatın hem insanın tabii/doğal hayatı ve hem de toplumsal hayatıyla ilgili doğuştan gelen yetenekleri, kazanımları ve birikimleri üzerine kuruludur. Nitekim siyaset anlayışı insan merkezli olmalıdır.

İdeal siyaset erdemli insanlardan oluşandır. Devletin kurumları bu sağlam temeller üzerine güçlü bir şekilde kurulur ve belli bir düzen içinde yönetecek ahlaklı bir başkanı olur. Böyle bir başkan tüm kitlelere yön veren olur. İdeal yani erdemli bir yönetim çatısı altında yaşayan halk kendisini yöneten kişiyi örnek alarak bir nevi onu taklit etme yoluna gider Peygamberimiz döneminde, sahabi hayatları da buna güzel bir örnek olur. Çünkü; sahabeler örnek olarak Hz. Muhammedi seçmiş ve onun sünnetlerini yerine getirmeye çalışmışlar hedef olarak da yine yöneticilerin hedefi ne ise onlar da aynı hedefe odaklanmışlardı. İdeal bir devletin yöneticisi aynı zaman da hareketleriyle de halk tarafından benimsenmeli ve halkın ilham kaynağı olmalıdır. Yönetici her zaman için ön planda olmalı o mükemmellik seviyesine ulaşmış kişi olarak toplumunun birlik ve dirliğini kurmakla mükelleftir.

Bu yönden yönetici ülkenin kalbidir. Bu yüzden o gelişi güzel birisi değil, fevkinde kimsenin bulunmadığı üstün birisidir. Bundan anlaşılacağı üzere erdemli toplumun erdemli idarecisi olur. Ancak; insanın kudreti kısıtlı olabilmektedir. İnsan beş duyu ile kendisine bahşedilen gücü sayesinde bazı şeyler yapabilir. Yani insanın kudretinin üstünde bir şeyler beklemek ve ya yüklemek yanlış olur.

İnsanların bir araya gelmeleri ihtiyaçtan kaynaklanır. Bu ihtiyaç maddi çerçevede yaşamsal olabildiği gibi manen de mükemmeliyete ulaşmakla ilgilidir. Bu sebeple toplumlar temelde erdemli olan ile, erdemli olmayan cahil, fasık, değişmiş ve şaşkın toplum şeklinde ikiye ayrılır. Erdemli olmayan cahil bireylerden oluşan toplumlarda öne çıkan vasıf, adalet olduğu zannedilen eşitlikle, bir zümrenin diğer zümre üzerindeki hile ve sahtekarlıklarıdır.

İdeal bir ülkede aynı zaman da toplum olarak bilgi seviyesinin gelişmiş olması gerekir. Orta çağ dönemine baktığımız zaman skolastik düşünce hakimdi ve insanlar kilisenin koyduğu kurallar doğrultusun da yaşamı sürdürüp dogmatik bilgilere inanıyorlardı. Böyle bir toplumda ilerlemenin olması beklenemez ve bu erdemli bir yaşam için en büyük sorundur.

Yine günümüze baktığımız zaman artık insanlar demokratik ortamlarda yaşıyor ve demokrasiye sığınarak her türlü isteklerini yerine getirebiliyorlar ancak bunun bile toplum için, insanlık için, özellikle ideal bir devlet için sakıncalı olan durumlar ortaya çıkartır. Erdemden uzak demokratik yaşam noksandır. İdeal devlet her şeyden önce sağlam ve erdemli temeller üzerine kurulmalıdır ki varlığı devam etsin. Demokrasi erdemli yaşamda can bulur. Zira demokrasinin özü tüm farklılıkları kucaklayabilmekten ibarettir. Binaen, hümanist siyaset aklı ile halkı için çözüm üreten idare ve demokratik yarınlar dileğiyle…

Devamını Oku